Popüler Sinema Yazarları 2016’nın En İyi Beş Filmini Seçti

Beş film denince kısıtlanıyor insan malum, 2016’nın en iyi filmlerinden 5 tanesini aşağıda listeledim ama eklemelerim var:

La La Land

Tereddüt

Arrival

Deadpool

 

2016’nın en iyi 5 filmi

Popüler Sinema yazarlarının seçtiği diğer filmler için tıklayın.

30 Aralık 2016 Sinema Günlüğü – Son Program

İki buçuk senedir Mehmet Çelikyay ile birlikte hazırlayıp sunduğumuz Sinema Günlüğü programımız yıl sonunda sona erdi. Son programımızda konuğumuz değerli belgesel yönetmeni Semra Güzel Korver idi. Yeni programlarda görüşmek üzere 🙂

Babamın Kanatları

 

Bu sene de yerinde takip etme şansı bulduğum Adana Film Festivali’nde ulusal seçkide yarışan filmlerden Babamın Kanatları, festivalde izlediklerim arasında favorim olmuştu. Film  vizyona Türkiye genelinde sadece 17 salon bularak girmeyi başardı. (?!) Festivalde Yılmaz Güney Ödülü, en iyi erkek oyuncu (Menderes Samancılar) ödülü, en iyi müzik ödülü, en iyi kurgu ödülü, en iyi yardımcı kadın ve erkek ödülleri, SİYAD en iyi film ödülü Babamın Kanatları’nın oldu. Antalya Film Festivali’nde de yarışan film, bu festivalden de eli boş dönmedi, en iyi ilk film, en iyi yardımcı kadın oyuncu,  jüri özel ödülü derken adından sıkça bahsettirdi ve bunu da hak etti doğrusu.

Kıvanç Sezer’in ilk uzun metraj çalışması Babamın Kanatları. Senaryo da kendisine ait, gerçek bir haber kupüründen etkilenerek kaleme almış.  Karşısına çıkan haberde üniversiteli bir genç, bir yandan bir inşaatta çalışıyormuş ve maalesef o inşaatta can vermiş. İşçi ölümlerine dikkat çekmek istemiş Sezer de fakat fikri kafasında kurgularken içine dert olan durumu bir amca yeğen üzerinden anlatmayı tercih etmiş.

Filmde usta oyuncu Menderes Samancılar, İbrahim isminde bir inşaat ustasını büyük bir başarıyla canlandırıyor. Kanser olduğunu öğreniyor, fakat kendisi fakir bir şantiye işçisi sonuçta. Tedavi mi olsun, ailesini mi geçindirsin, bu halde çalışsın mı… Ölürse ailesine kim baksın… Canının ne kadar kıymeti var?  Bu soruların içinden çıkamıyor İbrahim bir türlü ve film bize bu içinden çıkılmaz hali büyük bir empati kurmamızı sağlayarak iliklerimizde hissettiriyor.

Tabii film işçi sınıfına ve işçi ölümlerine dikkat çekerken, sadece kaza sonucu olan ölümlere değil, maalesef  Türkiye’de sistemin çarpıklığı, hukuğun düzgün işlemeyişi, insan yaşamının değersizliği gibi meseleler sonucu  yaşanan facialara, ölümlere dikkat çekiyor ve bunu cesur bir anlatım diliyle yapıyor. Üstelik bu kadar ciddi ve kabullenmesi zor bir konuyu sinemaya aktarırken  seyirciyi sıkmadan, tempoyu düşürmeden, merak öğesini yüksek tutarak anlatabilmeyi başarıyor Babamın Kanatları, ki bence sırf bu yüzden büyük bir övgüyü hak ediyor. Günümüzde maalesef sanat/festival filmi, gişe filmi diye ayırımlar var ve genel sinema izleyicisi festivallerde yarışan filmlerin minimal, durağan anlatım dilinden dolayı onlardan uzak duruyorlar. Babamın Kanatları bir yandan sanatsal bir sinema duygusu verir, sosyolojik bir meseleyi masaya yatırırken, öte yandan her türden seyirciyi yakalayabilecek, dinamik bir atmosfer oluşturabilmeyi başarıyor film boyunca. Yoksulluk, insanın varolma çabaları, kapitalist sistemin adaletsizliği ve çarkların nasıl da döndüğü gibi hem toplumsal hem de bir yandan evrensel konulara değinirken, ırk, köken gibi konuların altını çizmemesi, yaşam mücadelesi deyince şu gökkubbenin altında hepimizin bir olduğunu, sadece “sistemin” insanları birtakım “sınıfsal” ayırımlarla böldüğünü göstermesiyle de son zamanlarda “Türkiye” sinemasında izlemeye alıştığımız birtakım filmlerden de ayrılıyor.

Musab Ekici isimli genç oyuncu da filmde İbrahim Usta’nın yeğeni Yusuf rolünü  büyük bir başarıyla sergiliyor. Yusuf karakteri filmin hikayesinde adeta omurga görevi yapıyor. Hem sisteme uymak zorunda hisseden, hem amcasını kurtarmak isteyen, çelişkiler yaşayan, büyük resmi görmeye çalışan,  iyi niyetli bir genç Yusuf. Onun kararları ve olayların akışını değiştirdiği anlar filmin hikayesini de başka bir yere taşıyor.  Filmin müziklerini, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’ndan Bajar grubu üstlenmiş, bu grup Kürtçe, Zazaca ve Türkçe folk rock müzik yapıyormuş, filmin müzikleri de ödül almayı hak edecek kadar orijinal ve başarılıydı doğrusu.

Az salonda gösterime girse de, yakaladığınız yerde şans vermenizi altını çize çize tavsiye etmek istediğim, hem sinematografik açıdan, hem senaryo, hem de oyunculuklar açısından tam kıvamında bir Türk filmi izlemek isteyenlerin hiç şüphe etmeden görmeleri gereken, sinemamızın gidişatı adına ümit veren bir ilk film.

Not: Bu yazı populersinema.com sitesinde yer almıştır.

Kasap Havası Uluslararası Premiyeri Yapıldı!

Çiğdem Sezgin’in yazıp yönettiği ilk filmi “Kasap Havası”, uluslararası premiyerini 17 Kasım tarihinde Tallinn’de yaptı.  PÖFF 20 Blacknights Film Festivali’nde yarışan tek Türk  filmi olan “Kasap Havası” festivalde beğeni topladı. Film sonrasında ekip seyircilerin sorularını yanıtladı.

22. Uluslararası  Adana  Film Festivali’nde  En İyi Müzik, 6. Uluslararası  Malatya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu, 3. Altın Defne Film Festivali’nde En iyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu  ödülünü alan filmde konu şöyle: Taksi şoförü Ahmet, annesinin istediği biriyle nişanlanmak üzereyken Leyla adlı olgun bir kadınla ilişki yaşamaya başlar. İkisinin arasındaki tutkulu birliktelik evlenme fikrini doğurur. Bu esnada Leyla’nın yıllar önce birlikte olduğu Semih, Almanya’dan döner. Semih’in gelişiyle ilişkilerindeki dengeler iyice altüst olur.

Toplumsal iki yüzlülüğümüz ve geçmişe takılı kalma sorunumuz üzerine yoğunlaşan film, aynı zamanda kadın-erkek ilişkilerine de ışık tutuyor.  Yönetmen,  gerçek hayattan aldığı karakterleri film aracılığıyla birbirleriyle tanıştırdığını söylüyor. Film ülkemizde 9 Aralık’ta vizyona giriyor.